- PTT, “Saltanat Kayıkları” konulu anma pulu ile ilk gün zarfını bu ...
- Aşağıdaki planlar Howard I.Chapelle'nin birleşmiş Milletler Gıda ve T...
- Ekibimiz 7 Şubat 2009 Cumartesi günü Sayın Rıfat Edin'in Tuzla'daki ev...
- Sevgili okuyucu, öncelikle aşağıda anlatacaklarımın bir hayal olmadı...
- 1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramı 1935 yılından beri her 1 Temmuz'd...
Osmanlı'nın tüm haşmetini yansıtan Saltanat Kayıkları
Osmanlı İmparatorluğunda, kayıklarla boğazda gezerken, yağmur veya güneşten korunmak için açılan "kırmızı renkli" şemsiye saraya mahsusmuş. Benzer şekilde kürek sayısı ve baş tarafta bulunan Kartal figürü de öyle. Buna rağmen tarihte istisnalar yok değil. Örneğin 1885 - 1886 yılları arasında Istanbul'da görev yapan Amerikan Elçisi Samuel S. Cox, kayığının baş tarafına Amerikan Kartalı'nın ahşap figürünü koyabilmek için dönemin padişahı II.Abdülhamid'in rızasını alabilmiştir. Hatta Samuel Cox kayığını o kadar beğenmiştir ki, "Diversions of a Diplomat in Turkey" adlı kitabında uzun uzun Saltanat ve Istanbul Kayıklarından bahsetmektedir. Hatta 31. Bölümü tamamen Istanbul Kayıklarına ayarak 15 sayfa boyunca kayıklardan bahsetmiş, kendi kayığını ise bir vapura koydurup Amerika Washington'daki Ulusal Müze'de sergiletmiştir. Diğer taraftan Marki de la Valette ise Osmanlı'ya borç veren Fransa'nın Istanbul elçisi olarak 1860 yılında kayığına iki çift daha kürek ekletince elçilik kayıklarına izin verilen kürek sayısı olan 5 çifteyi aşmış ve piyadesini, Saltanat Kayığı seviyesine getirtmiştir. Öyle ki, Valette, Boğazda kayığıyla gezerken, halk onu Sultan zannedip alkışlar. Osmanlı Sarayı ve Sultan Abdülmecid, Fransa ile yaşanan ekonomik ilişkiler sebebiyle buna göz yumsa da, Paris'teki Türk elçisi olan Ahmet Vefik Paşa, tepki olarak siyah renkli at arabasını sadece Fransız sarayına mahsus beyaz renge boyatır. Paris sokaklarında bembeyaz at arabasıyla gezerken, halk onu 3. Napolyon zannederek selamlar. Fransız Sarayından gecikmeden gelen tepkiye cevaben; "Siz kayığı kaldırdığınız gün, ben de arabayı kaldırırım..." der. Üçüncü bir istisna ise 1 Ağustos 1789 yılında bir deniz muharebesi sonucunda Fransız donanmasının Ebuhır (veya Ebukir) limanında Amiral Nelson tarafından yakılmasını müteakip imzalanan 5 Ocak 1799 tarihli ittifak anlaşmasının şerefine Sultan III. Selim tarafından, İngiltere sefirine verilen paye ile yedi çifte küreğe izin verilmiştir. Tahta çıkan her padişah biat merasimininden sonra kılıç kuşanmak amacıyla Saltanat Kayığı ile Eyüp Sultan'a gidermiş. 30 Mayıs 1876'da V. Murat'a Serasker Kapısı'nda yapılan biat töreninden sonra, Sirkeci'den Dolmabahçe'ye saltanat kayığıyla dönmüştür. Sultan II. Mahmut ise Topkapı sarayında oturmak yerine Beşiktaş'ı tercih etmiş ve resmi tören ve protokol için saltanat kayığı ile saraya gidip gelmiştir. Sultan Abdülaziz'in ise üç çifte'den, onüç çifte'ye kadar on altı saltanat kayığı olmuş. Sarı Selim diye anılan Sultan II. Selim ise 1566 yılında Kanuni Sultan Süleyman'dan sonra tahta çıkış töreninde Üsküdar sahilinden Saltanat Kayığı ile ayrılmış ve top atışları eşliğinde saraya gitmiştir. Süsler ve varak yıllar içinde gelişime uğramış, III. Murat ile Sultan'ın oturduğu köşkler çini ile kaplanmış, önceleri gümüşten yapılan baş taraftaki Kartal figürleri ise II. Mahmut ile birlikte daha Avrupai bir tarz almış ve Altın varak kaplanmış ahşaptan imal edilmiştir. 17.y.y; sedef sanatında yaşanan değişik sonucunda geometrik şekiller yerini bitkisel motiflere bırakmış, IV. Mehmet’e ait saltanat kayığı bunun en güzel örneklerdendir. Buharlı gemilerin yapımı ile Saltanat Kayıklarının ve Istanbul'da ulaşımın çehresi de değişmeye başlamıştır. Istanbul'un gelişen ekonomik ve Sosyal yapısında kayıklar yetmez olmaya başlar. III. Ahmet dönemide (1703) Boğazdaki köyler birer sayfiye yeri haline gelir. II. Mahmud'a İngiltere'den hediye edilen Swift adlı buharlı vapur 1828'de yurda geldiğinde ismi Sürat olarak değilmiş, halk ise Buğu Gemisi olarak anmıştır. İngiliz yapımı gemide bir gün ilginç bir olay yaşanır; II. Mahmut, Tekirdağ gezisinden dönerken lodosa yakalanır ve Sürat Gemisinin terkine bağlı Saltanat Kayığı Alabora olarak batar. Swift'ten ayır olarak Mısır Hidivi de padişaha "Hümayı Pervaz" ismi verilen bir buharlı gemi hediye etmiştir. 1802 - 1864 yılları arasında yaşamış olan Lord George William Frederick Howard'ın yazdığı "Diary in Greek and Turkish Waters" adlı kitapta, Saltanat Kayığının mükemmelliğinden bahseder. ....Padişahın her Cuma günü öğle namazı için bir camiyi ziyaret edişine bugün ben de katılıyorum. Kayığa bindik. Saltanat kayığı çok mükemmel. Dört adet büyük, 3 adet küçük yaldızlı kayıktan meydana gelmiş padişahın konvoyu. Padişah çok görkemli bir tentenin altında oturuyor. Kayığında sanırım 22 kürek var. [July 1st. — I went with them in a caique to see the Sultan make his usual Friday embarkation to visit one of the mosques. It is a very pretty water-pageant, formed of four large and three smaller richly-gilded barges. The Sultan sits under a rich canopy. I think there are twenty-two oars in his boat. All the forts on the shore, and the Turkish vessels give thundering salutes.]
Yaldızlarla süslü, kendine has işlemeli Saltanat Kayıkları günümüzde Deniz Müzesinde sergilenmektedir. Halihazırda tadilatta olan müzede, Sultan Abdülaziz'e ait 13 çifte kürekli 1865 yapımı 30.70m uzunluğunda, 2.37m genişliğinde Köşklü Saltanat Kayığı bulunmaktadır. Kancabaş formunda armuz kaplama yoluyla imal edilmiş olan kayığın baş tarafında ağaçtan, kanatları açık bir kartal figürü, kıç kısmında ise köşk bulunmaktadır. Kayığın kıç kısmındaki işlemelerde ay, yıldız, kılıç, kalkan figürleri bulunmaktadır. Yine aynı salonda Sultan Abdülmecit'e ait 32m uzunluğunda, 2.40m genişliğinde köşklü ve 13 çifte kürekli bir saltanat kayığı bulunmaktadır. Köşk kısmı kırmızı kumaşla kaplı, tavanında ay, yıldız figürleriyle padişah tuğrası bulunmaktadır. Sultan Abdülmecit'in annesi Valide Sultan'a ait yine 13 çifte kürekli, kemanebaş formunda 16.30met boy, 2.40m genişliğinde köşklü bir kayık daha vardır.
![]()
![]()
Sultan Abdülmecid haremine ait 24m uzunluk ve 1.75m genişliğe sahip bir Saltanat Kayığı bulunmaktadır. Bu kayığın baş kısmı kemanebaş formunda olup yine kanatları açık bir kuş figürü bulunmaktadır. Daha önceki yıllardaki örneklerinde gümüş ile kaplı süslemeler, sergilenen kayıklarda yerini altın varak'a bırakmıştır. Dış kısmında neredeyse tüm benzerlerinde bulunan çiçek motifleri bulunmaktadır. 7 çifte küreğe sahiptir. Salondaki bir başka örnek ise Sultan Reşat'a ait 18.34m uzunluk, 2.45m genişliğindeki armuz kaplama kayıktır. 10 çifte küreğe sahip bu kayığın baş kısmında yine kanatları açık kuş, iskele ve sancak baş omuzluklarda ise hilal figürleri bulunmaktadır. Kayık köşksüz olup 1909 - 1918 yılları arasında kullanılmıştır. Yine Sultan Reşat'a ait, Köşklü, 10 çifte kürekli, 16.30m boy, 2.40m genişliğindeki kayık 1909 - 1918 yılları arasında kullanılmıştır. Sultan Reşat'a ait son kayık ise köşksüz ve 7 çifte kürekli Saltanat Kayığıdır. 15.20m uzunluğundaki kayığın genişliği 2.40m'dir. Sıkça rastlanan kartalın figürü hükmetme gücünü gösteren bir hakimiyet sembolüdür. Son yıllarda Hayati TEZEL, Erem ÇALIKOĞLU, İdris Bostan, Nejdet ERTUĞ, Eser TUTEL, Prof. Dr. Ahmet TAŞAĞIL, Mehmet Mazak, Prof. Dr. Erdoğan MERÇİL, Prof. Dr. Ali İhsan GENCER ve Dr. Rasim ÜNLÜ ve rahmetle andığımız Sayın Çelik Gülersoy'un çalışmaları haricinde özellikle endaze, plan veya yapım teknikleri açısından doyurucu bir kaynak bulunmamaktadır. Bizler deniz kültürümüzde önemli bir yer tutan söz konusu kayıkların, deniz kültürümüze tekrar kazandırılmasını amaçlamaktayız.
Sultan Abdülaziz döneminde kullanılan Kancabaş formuna sahip Saltanat Kayığının günümüzde ticari amaçla kullanılan bir örneği... Baş kısmında yine kanatları açık bir kartal figürü bulunmaktadır.
![]() fotoğraf : Cenk Esener 2008
J. Thevenot'un kitabı
![]()
Saltanat Kayıkları hakkında yayınlanmış Türkçe kaynaklar;
Aşağıda yine Amadeo Preziosi'ye ait Topkapı Sarayında sergilenen ve Sultan Abdülmecid'in Beylerbeyi Cami'ne gelişini tasvir ettiği resim bulunmaktadır. Resimde Piyade Kayıkları ile Saltanat Kayığı bir arada görünmektedir.
Cenk Esener, 2009 Kalamış |




