- PTT, “Saltanat Kayıkları” konulu anma pulu ile ilk gün zarfını bu ...
- Aşağıdaki planlar Howard I.Chapelle'nin birleşmiş Milletler Gıda ve T...
- Ekibimiz 7 Şubat 2009 Cumartesi günü Sayın Rıfat Edin'in Tuzla'daki ev...
- Sevgili okuyucu, öncelikle aşağıda anlatacaklarımın bir hayal olmadı...
- 1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramı 1935 yılından beri her 1 Temmuz'd...
1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramı1935 yılından beri her 1 Temmuz'da "Denizcilik ve Kabotaj Bayramını" kutluyoruz. Hatta 2007'den beri bu bayramın adı sadece "Denzcilik Bayramı"... Geçen yıllar içinde neleri başardık acaba, ya da neler değişti 74 yılda? İlgilenenler bilir; önceleri Pazar Kayıkları, Piyadeler ve Peremeler'le gezinirmiş Boğazın her iki yakasında. Yapılan insan ve yük taşımacılığı, bir süre sonra yetmez olmuş; kapitülasyonlar sayesinde, kendi sularımızda biri İngiliz, diğeri Rus bandıralı iki vapurun verdiği hizmetle yeni bir boyuta taşınmış. II. Mahmut döneminde Tersane-i Amire tarafından satın alınan Swift adlı buharlı vapur ile bu gelişmeye ayak uydurulmaya çalışılmış. Ardından, toplumsal ve ekonomik değişim ile daha da artan ihtiyaçı gidermek üzere Mesir-i Bahri ve Eser-i Hayır adlı iki adet buharlı gemi daha satın alınmış ve hem Istanbul, hem de Marmara'daki yük ve insan taşımacılığına hizmet etmiş. 17 Ocak 1851'de ise dönemin Padişahı Sultan Abdülmecid'in izniyle Şirket'i Hayriye resmen kurulmuş. Lozan Antlaşması (28. maddesi) ile, kabotaj imtiyazı yabancı gemiler için kaldırılmış, ardından 19 Nisan 1926 tarihinde TBMM'de kabul edilen bir kanunla Türklere ait olmayan gemilerin Türkiye sahillerinde yük ve yolcu taşımaları yasaklanmış. (815 sayılı Türkiye Sahillerinde Nakliyatı Bahriye “Kabotaj” ve Limanlarla Karasuları Dahilinde İcrayı Sanat ve Ticaret Hakkında Kanun).Yaşanan bu süreç içinde Pazar Kayıklarının kullanımı giderek azalmış, daha konforlu ve hızlı Vapurlar tercih edilir olmuş. Balıkçı Alamana’ları ise 50’li yılların sonuna kadar hayatını devam ettirmiş. Istanbul Kayıklarının tarihini öğrenmek amacıyla yaptığımız sohbetlerden birinde Sayın Yücel Köyağasıoğlu ile konuşuyoruz. Her yıl 1 Temmuz'da, Boğaz’da ve Kalamış Koyunda yapılan onun anılarında hala taze 1950'li yıllarda yapılan Kancabaş yarışlarını anlatıyor. Müthiş bir çekişmenin yaşandığı, her biri 4’er, 5’er çifte kürekli Alamana’ların yarışlarını Hakem kayığından seyrettiği günlere götürdü bizi Yücel bey. Çoğumuzun hatırlamadığı, hatta bir çoğumuzun henüz doğmadığı günlerde yapılan yarışlar, hakem teknesinin bu rekabeti idare etmek, hatta zaman zaman birbirine biraz fazla yaklaşan tekneleri ayırmak için denizde oldukları günlere gittik hep beraber. Deniz Harp Okulu öğrencilerinin bembeyaz üniformaları ile işkampavyalarından kıyıdakilere el salladıkları günlerde, balıkçı kayıklarının, kürek takımlarının taraftarları dizilirmiş kıyıya. Hatta daha eskilerin anılarında, 1935 yılında Atatürk’ün yatıyla Moda Koyuna gelip izlediği yarışlardaki alkış seslerini duyduk. Halkın çoşkulu tezahüratları arasında kendi elleriyle tebrik edermiş Atamız yarışlarda başarı kazananları. Düşünebiliyormusunuz o delikanlıların mutluluğunu, Atamızın elinden madalya aldıklarında hissettiklerini. Tam o sırada Kınalı’dan Fenerbahçe’ye doğru atılırmış İpar Uskunası, Yıldız Kotrasıyla yarışarak. Yıldız Kotrası randa armasının tamamı fora edilmiş, tüm zerafetini sergilemekte. Hep derler ya, nerede o eski bayramlar diye.Hakikaten nerede? Neden kutlanmaz oldu?
Marinalardaki yelkenliler, motoryatlar, huzurevinde gün sayan yaşlılar gibi terkedilmişler. Nerede kayıklarda kürek çeken Levent’lerin tempolu haykırışları. Onlarca kürekçinin hep beraber aynı Alamana’daki coşkusunun yerine, optimistlerde birbini tanımadan yarışan tek başına çocuklar kaldı. Denizin paylaştıkça güzelleşen tarihinde hep beraber yer almak yerine bireyselliğe ittik çocuklarımızı, tıpkı kocaman apartmanlarda birbirini hiç tanımadan, karşılaştığında günaydın bile demeyen yabancılar gibi. Bize gerekli olan bir deniz şenliği; en güzelinden, hem de acilinden...
Cenk Esener, 2008 Kalamış
![]() fotoğraf Cenk Esener 2008, Haliç
|
